23 Eylül 2010 Perşembe

ÖSYM'nin yeni patronu belli oldu, ösym baskani kim oldu

ÖSYM'deki skandallar zincirinin ardından dün istifa eden Ünal Yarımağan'ın yerine başkanlığa vekaleten atama yapıldı.


ÖSYM Başkanlığı'na İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Demir vekaleten atandı.
ÖSYM Başkanlığına vekaleten görevlendirilen Prof. Dr. Demir, İTÜ Makine Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü yapan Demir, İngilizce ve Almanca olmak üzere iki yabancı dil biliyor.

İTÜ Tasarım Mühendisliği Bölümünde yüksek lisans eğitimi tamamlayan Demir, doktorasını ise İngiltere'deki Loughborough teknoloji üniversitesinde yaptı.

İTÜ'de Tekstil Mühendisliği Anabilim Dalı pröfesörlerinden olan Ali Demir, İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü'nün de müdürlüğünü yürütüyor. Prof. Ali Demir'in Tekstil Üretim yöntemleri üzerine yazdığı tez ve kitaplar da mevcut.

Prof. Ali Demir'in ilk yapacağı şeyin ertelenen 12 sınav ile iptal edilen KPSS Eğitim Bilimleri Sınavının yapılması olduğu belirtildi.

YENİ YAPILANMAYA GİDİLİYOR
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, ÖYSM'de yeni bir yapılanmaya gideceklerini, bu konuda kanun taslağı hazırlayacaklarını belirterek, ''Yeni yapıyı, bugüne kadar gördüğümüz açıklar, yanlışlıklar, bu çerçevede neler varsa, örneğin bilgisayar sisteminin güvenliği, matbaada çalışan insanların güvenlik sorgulamalarının yapılarak gelmesi gibi hususlara dikkat edilerek yeni bir yapı oluşturacağız'' dedi. Özcan, ''ÖSYM Başkanı'nın istifasını bekliyor muydunuz?'' sorusunu ''Bekliyorduk'' diye yanıtladı. Özcan, Yarımağan'ın istifasına ilişkin basına daha önceden açıklamalarda bulunduğunu belirtti. ''ÖSYM Başkanı'nı dünkü görüşmeye siz mi davet ettiniz?'' sorusu üzerine Özcan, sınavla ilgili görüşmek üzere Yarımağan'ı kendilerinin davet ettiğini söyledi. Özcan, ''Sınavlarla ilgili ne karar verdiniz?'' sorusunu yanıtlarken, şu anda önlerindeki konunun ÖSYM'ye yeni başkan görevlendirmek olduğunu belirtti. Özcan, ''Derhal vekaleten başkan atamayı düşünüyoruz. O vekaleten atanan başkanımızla birlikte, KPSS Eğitim Bilimleri testini tekrarlayacağız, ondan sonra bekleyen sıradaki 12 sınavımız var'' diye konuştu. Özcan, vekaleten atamanın en yakın zamanda yapılacağını bildirdi. ''Vekaleten atama kurum içinden mi olur?'' sorusuna karşılık Özcan, ''ÖSYM ile alakası olmayan fakat bu işlerle ilgilenen bir arkadaşımız olabilir'' dedi. ÖSYM'nin yapısıyla ilgili değişiklik öngören çalışmaların daha önce başladığını anımsatan Özcan, bu konuyla ilgili taslağın daha önce Milli Eğitim Bakanlığına sunulduğunu ancak yaşanan olaylardan dolayı yapılacak değişiklikler yüzünden bu konuyla ilgili taslağın geri çekileceğini belirtti.
Daha önceki taslak çalışma üzerinde değişiklik yapacaklarını anlatan Özcan, önceki değişikliklerin idari değişiklikleri içerdiğini söyledi.
ÖSYM'DE  9 KİŞİ GÖREVDEN ALINDI

Başkanı dün görevden istifa eden Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinde, aralarında özel kalem müdürü ve genel sekreterin de bulunduğu 9 kişi görevden alındı. Görevden alınanların çeşitli birimlerin müdürleri olduğu öğrenildi.
AA muhabirinin aldığı bilgiye, YÖK yetkilileri KPSS'deki iddialar nedeniyle yürütülen soruşturma çerçevesinde savcılıkla görüştükten sonra ÖSYM'de birçok birimin müdürünü, halen devam eden ''soruşturmanın  selameti'' açısından görevden aldı.
Görevden alınanlar arasında Özel Kalem Müdürü Işıl Çıngı, Genel Sekreter Mehmet Altunay, Bilgi İşlem Müdürü Mustafa Tütüncü ve Test Araştırma Müdürü Haydar Altunay da bulunuyor.

ÖSYM'nin patronu türbana nasıl bakıyor, yeni ösym baskanı türbana nasıl bakıyor

Türbana özgürlük bildirisine imza atan ÖSYM'nin yeni Başkanı Ali Demir'i, zorlu bir görev bekliyor...
ÖSYM'ye jet ataması yapılan Prof. Dr. Ali Demir'i üç aylık zorlu bir süreç bekliyor. Türbana özgürlük bildirisine imza atan akademisyen ertelenen 12 sınavı yapacak...

YÖK tarafından ÖSYM Başkanlığı’na atanan İTÜ öğretim üyesi Prof. Ali Demir, titiz, dakik, gece-gündüz çalışan, savunduğu fikirden kolay vazgeçmeyen biri olarak tanınıyor.

Ölçme değerlendirme alanında çalışması olmayan Prof. Demir’i, öğrencileri ise şöyle tanımlıyor: “Aşırı idealist. Lugatinde bahane yoktur.”

ÖSYM Başkanlığı’na vekaleten atanan Prof. Dr. Ali Demir (51), görev yaptığı İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) titiz ve alanında yetkin biri olarak tanınıyor. Önceki gün Ankara’ya giden ve dün sabah da İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin’le görüşen Demir, başkanlığının duyurulmasının ardından üniversiteden hızla uzaklaşarak, kimseyle görüşmek istemedi. Yüksek lisansını ve doktorasını yurtdışında yapan yeni ÖSYM Başkanı’nı öğretim üyesi arkadaşları dakik, gece gündüz çalışan, kendi doğruları ile hareket eden ve savunduğu fikirden kolay kolay vazgeçmeyen biri olarak tarif ediyor.

Doktorası İngiltere’den

İTÜ Makine Mühendisliği Bölümü mezunu Demir, Tasarım Mühendisliği’nde yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra doktorasını İngiltere’deki Loughborough Teknoloji Üniversitesi’nde yaptı. İTÜ’de Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü’nün yanı sıra Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapıyor. 1959’da Konya’da doğdu ve iki çocuk babası. İngilizce ve Almanca biliyor. Büyük kızı Yeditepe Diş Hekimliği Fakültesi’nde öğrenci. Diğeri ise bu yıl üniversite sınavlarına girdi ve ablasıyla aynı okulu kazandı. Demir’in eşi de diş hekimi.

Türbana özgürlük bildirisinde imzası var
ÖSYM Başkanlığı’na vekaleten atanan Prof. Demir’in üniversitelerde türbana özgürlük bildirisinde imzası bulunuyor. Prof. Demir, Yarımağan’ın istifayı düşündüğünü açıklamasının ardından başkan arayışına giren YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan’ın aklına gelen ilk kişi oldu. Özcan, arkadaşı Demir’i önceki gün Ankara’ya davet etti ve ÖSYM’nin başına getireceğini söyledi. Özcan, Demir’e görevini tebliğ ettikten sonra, ÖSYM’de tespit edilen güvenlik açıklarıyla ilgili bilgi içeren dosya verdi ve ertelenen sınavların hazırlıklarına hemen başlanmasını istedi.
Tekstil danışmanı

Tekstil alanında birçok projede danışmanlık yapan, TÜBİTAK’ta birçok proje yürüten Demir’in yeni göreviyle ilgili olarak, ölçme ve değerlendirme alanında çalışmaları bulunmuyor. Demir, sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta, öğrencilerinin oluşturduğu, “Prof. Dr. Ali Demir’in Öğrencileri” adlı grupta “Ali Demir gördüğüm en zor insanlardan biri, lügatinde ‘bahane’ adında herhangi bir kelime mevcut değildir, aşırı idealist, herşeye rağmen bir İTÜ aşığı olarak tanımlayabileceğim biri” sözleriyle anlatılıyor.


Açığa alma istifa getirdi

ÖSYM eski Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan’ın istifasının nedenleri de netleşmeye başladı. YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan son görüşmelerinde, Prof. Yarımağan’a, ÖSYM’nin üst yönetiminden bazı kişileri açığa almayı düşündüğünü söyledi. Yıllardır birlikte çalıştığı arkadaşlarının açığa alınmasına olumlu yaklaşmayan Yarımağan, “O zaman ben istifa edeyim. Açığa alma işlemini ondan sonra yapın” diyerek, yıl sonunda istifa etme kararını erkene aldı.

22 Eylül 2010 Çarşamba

Su içip içmediğini kontrol edin

Çocuğun sağlıklı beslenmesi için uyarılarda bulunan uzmanlar, özellikle çocukların sıvı kaybına dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Çocuğun sağlıklı beslenmesi için uyarılarda bulunan uzmanlar, özellikle çocukların sıvı kaybına dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Su tüketilip tüketilmediğinin mutlaka kontrol edilmesini öneren uzmanlar, çocukların beslenme çantalarına özellikle doğal mineralli ve pH değeri yüksek alkali suları tavsiye ediyor.

Beslenme veDiyetUzmanı Dr. Yasemin Bradley, beslenme çantasında bulundurulması gereken yiyecek ve içeceklerin okul dönemindeki çocuklar için son derece önemli olduğunu açıkladı. Çocuklarda birinci yılın ardından su dengesi değişmeye başladığını vurgulayan Bradley, şu bilgileri verdi: "Çocukluk ve ergenlik döneminde vücuttaki su oranı yavaş yavaş azalır. 9 yaşına kadar çocuğun kız ya da erkek olması su ihtiyacında değişiklik oluşturmaz. Bu yaştan sonra değişim başlar. Çocukların erişkinlere göre vücut su yüzdeleri daha fazladır. Ve çocuklar erişkinlere göre sıcağa daha duyarlıdır. Özellikle de fiziksel aktivite arttığında ve sıcak havalarda."

Ergenlik öncesindeki çocukların daha az terlediğini hatırlatan Bradley, "Sıcak havada egzersiz yapan çocuklarda yapılan deneylerde çocuklarda dehidrasyon geliştiği, vücut ısılarının erişkinlerden daha hızlı yükseldiği saptanmıştır. Sonuç olarak çocuklarda yeterli su alımı çok ama çok önemlidir. Kaybedilen sıvıyı yerine koymak için çocuğunuza susamasa da su içirilmeli, özellikle doğal mineralli ve pH değeri yüksek alkali sular tercih edilmelidir. Ayrıca çocuklar susasa da ilgileri başka yönde ise su içmeyebilirler bu sebeple çocuklar sürekli izlenmelidir." diye konuştu.

"OKUL DÖNEMİNDEKİ ÇOCUKLAR DAHA ÇOK SU KAYBEDER"

Okul çağında ise çocukların oldukça aktif oldukları ve gelişimlerinin en yüksek düzeyde seyrettiğini belirten Dr. Yasemin Bradley, çocukların su gereksinimleri için yanlarına mutlaka pH değeri yüksek doğal mineralli su koyulmasını önerdi. Kemik gelişimi ve gelişme çağındaki çocukların boylarının uzamasında doğal mineralli suların oldukça önemli olduğunu belirten Dr. Bradley, sözlerini şöyle sürdürdü: "Boyumuz ve kemik gelişimimiz önemli oranda anne babalarımızdan, akrabalarımızdan aldığımız genetiğimize bağlıdır. Ancak beslenme şekli ve sporunda boyumuz üzerinde önemli etkisi vardır. Ama kişi iyi beslenmez ya da gerekli miktarda kalsiyum almazsa anne babanın boyuna ulaşamayabilir. Bu yüzden büyüme çağında kalsiyumdan zengin beslenme çok ama çok önemlidir.

Kalsiyumu en çok taşıyan yiyecekler süt, peynir ve yoğurttur. Bunun yanında kalsiyum oranı yüksek doğal mineralli su tüketmenin kemik gelişimin büyük oranda katkısı vardır."

Vücut direncini artırma, Vücut direncini yükseltmek için ne yapmalıyım, Vücut direncini arttırmak için ne yapmalıyım, sağlık

Kaynatarak suyunu tüketmek vücudun direncini yükseltiyor ve soğuk algınlığına karşı koruyor.

Yoğun tempoda ve stresli ortamlarda çalışanlar için ıspanak kurtarıcı olacak bir besindir. Yorgunluğu giderirken zihni kuvvetlendirir, konsantrasyon kaybını azaltır, yaşlılarda öğrenme güçlüğü çekenlerde zihni besler. Sinirleri yatıştırır ve sakinlik verir.

Ispanak kerevizin idrar yollarına verdiği desteği tamamlayarak idrar söktürücü özelliğiyle hizmet edecektir. Ispanak karaciğeri, lenf bezlerini, kan dolaşımını uyarır. Kış aylarının kronik sorunları olan soğuk algınlığı, bronşit, boğaz hastalıklarına karşı koruyucu etki yaratır.

Kolesterolü, yüksek tansiyonu düşürücü etkisi ile kalp ve şeker hastalarına önerilir. A, C, E ve B vitaminleri, demir, fosfor, iyot, magnezyum ve protein açısından zengin bir kaynaktır.

ISPANAK SUYU: Ispanağı kaynatarak suyunu tüketmek vücudun direncini yükseltecek, idrar söktürücüdür.

ISPANAK SALATASI: Ispanağı salatalara katabilir ya da yoğurtla karıştırıp içine biraz sarımsak ilave ederek farklı tatlar yaratabilirsiniz. Ispanak iltihaplı eklem hastalıkları ve böbrek taşı hastalarına önerilmemektedir.

19 Eylül 2010 Pazar

buzul, buzulların oluşturduğu yer şekilleri nasıldır

Kutuplarda ve yüksek dağlar üzerinde yağışlar genellikle kar halinde olur. Sıcaklık çok düşük olduğu için yağan karlar erimeden üst üste birikir. Biriken bu karlara toktağan (kalıcı) kar denir. Yaz ve kış karla örtülü olan böyle yerlerin alt kısımlarına ise, toktağan (kalıcı) kar sınırı adı verilir.

Türkiye’de IV. Jeolojik zamanda buzullaşmaya uğrayan sahalar

Kar örtüsü başlangıçta yumuşak ve gevşektir. Ancak, daha sonra soğuğun etkisi ve yağan karların sıkıştırması ile sertleşir. Buna buzkar denir. Buzkarlar, daha sonra üstüste yağan karların basıncı ile iyice katılaşır ve buzul haline gelir.

Binlerce km2 lik sahaları geniş ve kalın bir örtü gibi kaplayan buzullara örtü buzulu, dağların zirvelerinde oluşan buzullara da dağ buzulu denilmektedir. Ülkemizdeki buzullar dağ buzulu şeklinde oluşmuşlardır.

Türkiye’deki buzul dönemi, dördüncü jeolojik zamanda, Dünya’daki iklim değişmelerine bağlı olarak başlamıştır. Bu devirde özellikle ülkemizin yüksek yerleri buzullaşma olaylarından etkilenmiştir. Bundan dolayı, 2200 m. den daha yüksek olan dağlarımız buzullarla kaplanmıştır.

a. Buzulların Aşındırma Şekilleri

Buzul Vadisi: Buz örtüleri altında kalmış olan bölgelerde, buzun yatağını aşındırıp derinleştirmesi sonucunda oluşan “U” şeklindeki vadilerdir.

Hörgüç kaya: Anakayanın buzullar tarafından işlenmesi sonucunda oluşan kaya tepeleridir.

Sirk Çanağı (Buz Yalağı): Dağ yamaçlarındaki bazı buzulların, bulundukları alanı aşındırmasıyla oluşan çanaklardır. Buzullar bazen eriyince bu çanaklar sularla dolarak sirk göllerini meydana getirirler.

Türkiye’de, buzulların aşındırma şekilleri, en çok aşağıdaki dağlarımızda görülür:

Toroslar’da, Bey Dağları, Sultan Dağları, Bolkar Dağları ve Aladağlar

Göller Yöresi’nde, Davras ve Dedegöl Dağları

Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Mescit, Yalnızçam, Bingöl, Buzul, Süphan, Sat ve Ağrı Dağları

İç Anadolu Bölgesi’nde, Erciyes Dağı

Marmara Bölgesi’nde, Uludağ

Karadeniz Bölgesi’nde, Kaçkar ve Giresun Dağları

b. Buzulların Biriktirme Şekilleri

Moren (Buzultaş): Buzulların aşındırdıkları malzemeleri biriktirmesiyle oluşurlar. Ortalama kalınlıkları 50 - 60 m kadardır.

Drumlin: Buzulların taşıyıp biriktirdiği materyallerin, buzulun alt kısmındaki erimeler sonucu meydana gelen dereler tarafından işlenmesiyle oluşan birikintilerdir.

Sander Ovası: Eriyerek çekilen buzul sularının oluşturduğu düzlüklerdir.

Ülkemizde, buzul birikim şekillerinden sadece morenler bulunur. Ancak, bunlar da pek yaygın değildir. Çünkü, morenlerin büyük bir kısmı akarsular tarafından taşınmıştır.

18 Eylül 2010 Cumartesi

bölge bölüm yöre ve özellikleri konusu

A. BÖLGE



Herhangi bir yerin tabii, beşeri vevekonomik özellikler bakımından benzer özellikler gösteren kısmına bölge denir. Akdeniz Bölgesi gibi.. Bunun dışında tarım bölgeleri, nüfus bölgeleri, iklim ve yeryüzü şekillerine bağlı olarak bölgeler oluşturabilir. 1941 yılında Ankara'da toplanan Birinci Coğrafya Kongresi, uzun süren çalışmaları sonunda Türkiye'yi yedi coğrafi bölgeye ayırmıştır. Adı geçen kongrenin çalışmalarında; Türkiye'nin üç tarafının denizle çevrilmiş olması, uzun kenarları boyunca kıyıya paralel dağ sıralarının bulunuşu, bu dağların yüksek, ama az engebeli olan orta kesimi deniz etkisinden ayırması, bu yüzden kıyı şeridiyle iç kesimler arasında iklim, doğal bitki örtüsü, tarım çeşitlerinin dağılımı ve bunların ulaşım sistemlerine ve konut tiplerine etkisi gibi etmenler göz önünde tutulmuş ve Türkiye'nin dört kenar bölgeyle, üç iç bölgeye ayrılması mümkün olmuştur. Tespit edilen yedi bölgeden ilk dördüne komşu olduğu denizin adı verilmiştir (Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgeleri). Diğer üç bölge de Anadolu bütünü içindeki yerlerine göre adlandırılmıştır (İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri).





B. BÖLÜM



Bölge içerisinde, tabii, beşeri ve ekonomik özellikler bakımından benzer olmakla birlikte bazı farklılıklar gösteren kısımlara bölüm denir. Antalya Bölümü, Adana Bölümü gibi...



İdarî Bölüm



Coğrafi bölgelerin dışında kamu hizmetlerinin durumuna, ekonomik şartlara göre idari bölümler oluşturulmuştur. İdari bölümlerin oluşturulmasında coğrafi bölgeler dikkate alınmamıştır. Bundan dolayı coğrafi bölgelerin sınırları ile idari bölgelerin sınırları birbirini tutmaz. İdari bölümler il, ilçe, bucak ve köy gibi kısımlara ayrılır.



Bölgelerin izdüşüm alanlarına göre sıralanışı



· 1. Doğu Anadolu..................... 171.000 km2



· 2. iç Anadolu........................... 162.000 km2



· 3. Karadeniz............................ 146.178 km2



· 4. Akdeniz............................... 122.100 km2



· 5. Ege..................................... 85.000 km2



· 6. Marmara ............................. 67.300 km2



· 7. Güneydoğu Anadolu........... 61.000 km2





C. YÖRE



Bölüm içinde farklı özelliklere sahip olan küçük alanlara yöre denir. Teke Yöresi, Menteşe Yöresi gibi..



Coğrafi bölgeleri birbirinden ayıran özellikler şunlardır:



a. Tabii özellikler: Bölgenin konumu, yeryüzü şekilleri, iklim ve bitki örtüsü gibi özelliklerdir.



b. Beşeri ve ekonomik özellikler : Nüfus miktarı, nüfusun dağılışı, nüfusun yapısı, yerleşme, ekonomik etkinlikler, milli gelirin bölgelere dağılışı ve kültürel faktörlerdir.

bitki örtüsü konu anlatımı, türkiyede görülen bitki örtüleri, türkiyede bitki örtüsünün dağılışı

BİTKİLERİN ÖZELLİKLERİ



1-Bitkiler hayvanların besin kaynağıdır.



2-Bitkiler toprakların aşınmasını ve sellerin oluşumunu sağlar.



3- Bitkilerden ilaç yapılır.



4-Canlıların beslenmesinde ve kullandığımız bazı mal ve eşyaların üretiminde yer tutar.



5-Bitkiler çeşitli topluluklar halinde bulunur (Orman ,Çalı, ot gibi)





TÜRKİYE’DE BULUNAN BİTKİ ÇEŞİTLERİ VE ÖZELLİKLERİ



Türkiye’de 12.000’den fazla bitki türü bulunur.Bu yüzden dünyada ekvatoral bölgeden sonra oldukça zengin bir ülkedir. Ülkemizde farklı iklim bölgelerine ait, bitkilerde barındırır.



Relik (kalıntı) bitkiler:Ülkemizde dördüncü jeolojik zamanda görülen iklim değişiklikleri bitki topluluklarının dağılışı üzerinde etkili olmuştur.Karadeniz iklim bölgesine ait bitkilerin Akdeniz iklim bölgesinde, Akdeniz iklim bölgesinde yer alan bitkilerinde Karadeniz iklim bölgesinde yer alması bu şekildedir. Akdeniz bölgesinde yer alan kayın, porsuk, fındık ve gürgen gibi ağaçlar relik topluluklardır.



Ülkemizde yer alan bitkilerin yaklaşık üçte biri günümüz iklim şartlarının ortaya çıkmasından daha önce oluşmuş kalıntı bitkilerdir.



Endemik bitkiler:Yeryüzünde sadece belirli bir bölgede yetişen bitki topluluklarına denir.



Ülkemizin yer şekillerinin çok çeşitlilik göstermesi ve geçmişte sık sık önemli iklim değişimlerinin yaşanması endemik türler bakımından zenginleşmesini sağlamıştır.



Üçüncü zamanda geniş alanlar kaplayan bazı bitkiler geçen süre içinde iklim şartlarının değişmesi ve yer şekillerinin de etkisiyle bazı bölgelerde günümüze kadar kalabilmiştir.



*Kasnak meşesi Dedegöl ve Davras dağlarında yar alan karstik çukurlarda,



*Sığla ağaçları Köyceğiz gölü çevresinde,



*Datça hurması Teke ve Datça yarımadalarında,



*Kazdağı köknarı Kaz dağında,



*İspir meşesi Kastamonu ve Yozgat çevresinde.



Ülkemizde 3000-4000 civarında endemik bitki görülür.



Kozmopolit bitki:Ülkemizde geniş sahalara yayılmış bitkilerdir.Çam ve meşe türleri böyledir.



Anıt ağaçlar:Ülkemizde yer alan büyük ve yaşlı ağaçlardır.





Ülkemizde Bitki Örtüsünün Zengin Olması Şu Faktörlere Bağlıdır;



a. İklim etkisi



Karadeniz’de dağların eteklerinde-geniş yapraklı orman görülürken, Karadeniz’de dağların yükseklerinde iğne yapraklı orman görülür.



Akdeniz’de kuraklığa dayanıklı bitkiler, iç kesimlerde bozkırlar vardır.



b. Yüzey şekillerinin etkisi



Dağ kuşaklarının kuzey ve güney yamaçlarında ormanlar birbirinden farklıdır. Örnek: K.Anadolu Dağlarının kuzeyinde aşağıda nemli ve ılıman geniş yapraklı, yukarıda ise iğne yapraklı orman görülür. Aynı dağın güneyinde ise kuraklığa dayanıklı fazla güneş ışığı isteyen kurakçıl bitkiler yetişir. Yine yükseltinin artmasına bağlı olarak da, bitki örtüsü farklılık gösterir. Örnek: Toroslarda 1000m’ye kadar, kuraklık isteyen Kızılçam ormanları yetişirken, daha sonra soğuğa dayanıklı sedir ormanları görülür.



c. Toprak ve Ana Materyalin Etkisi



Bitkilerin besin maddesi isteği ve kök gelişim özellikleri farklıdır. Bazı bitkiler kireçli arazileri, bazı bitkiler yumuşak ve kumlu ana materyalleri tercih eder. Tuzlu topraklarda Fıstık çamı, ve sarıçam yetişmez, bunlar kumlu topraklarda yetişir.



d. İnsan etkisi



Ülkemizde medeniyetler eskiden beri geliştiği için, bitki örtüsü çok tahrip edilmiştir. Akdeniz’de kızılçam ormanlarının yerini çalı toplulukları almış, İç ve D.Anadolu ormanlarının yerini bozkırlar almıştır.



e. İklim değişmeleri



4. Jeolojik zamanda, soğuk ve az yağışlı devirde Avrupa ve Sibirya’da yetişen bitkiler Anadolu’da yayılmıştır. Sıcak ve nemli devirde Akdeniz iklim bölgesinde yetişen bitkiler Anadolu’nun kuzeyine kadar ilerlemiştir. Yurdumuzda geçmişteki iklim şartlarına göre yetişmiş bazı bitkilerde bulunmaktadır. Ülkemizin bu özelliği, daha önceden yetişmiş olan bitkilerin tamamen ortadan kalkmasını engellemiştir. Bu nedenle ülkemizdeki bitkilerin üçte biri kalıntı bitkilere aittir. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bitkilere Endemik bitkiler denmektedir.

17 Eylül 2010 Cuma

basınç türkiyede basıncın dağılışı

Atmosferdeki gazların temas ettikleri yüzeylere uyguladığı kuvvete hava basıncı denmektedir. Hava sıcaklığına bağlı olarak yoğunluktaki artma ve azalmalar sebebiyle basınçta değişiklikler görülür. Bunun yanı sıra hava basıncı, mevsimler, yükseklik, yerçekimi, cephe ve basınç sistemlerine bağlı olarak değişmektedir.

Türkiye de basıncın yükseltiye dayalı olarak 776-1026 mb arasında değiştiğini söyleyebiliriz. Meteorolojik çalışmalarda yükselti faktörünü elemine etmek için istasyon basıncı hesaplamayla deniz seviyesine indirilmektedir.

basınç konu anlatımı

BASINÇ

Atmosferi oluşturan gazların yeryüzüne yaptığı etkiye basınç denir. Basınç barometre ile ölçülür. Basıncın değeri milibar (mb) denilen birimle belirtilir. Aynı basınca sahip olan noktaların birleştirilmesiyle oluşturulan iç içe kapalı eğrilere ise izobar adı verilmektedir.

Atmosferin yeryüzüne yaptığı basınç her yerde aynı değildir.

ATMOSFER BASINCINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER ŞUNLARDIR:

1. Yerçekimi

Yerçekiminin etkisiyle gazlar Dünya’yı çepeçevre kuşatmıştır. Yükseklere doğru çıkıldıkça Ve alçak enlemlere doğru geldikçe yerçekimi azalır. Buna bağlı olarak basınç da azalır.

Yerçekimi ile basınç arasında doğru orantı vardır. Yerçekimi arttıkça basınç artar, yerçekimi azaldıkça basınç azalır.

2. Yükselti

Yükseldikçe basınç azalır. Bunun nedeni, yükseklere doğru çıkıldıkça Atmosfer’i oluşturan gazların yoğunluklarının yerçekimi etkisiyle azalmasıdır. Basınç ile yükselti arasında ters orantı vardır.

3. Termik Etkenler (Sıcaklık)

Sıcaklığın artmasıyla hava genişler, hafifler ve yükselir. Yükselen havanın yere yaptığı basıncın azalmasıyla, alçak basınç alanları doğar.

Sıcaklığın azalmasıyla soğuyan havanın hacmi daralır, ağırlaşır ve alçalır. Alçalan havanın yere yaptığı basıncın artmasıyla yüksek basınç alanları doğar.

Bu şekilde, ısınma ve soğumaya bağlı olarak oluşan basınç merkezlerine termik basınç merkezleri denir. Örneğin, Ekvator çevresi sürekli sıcak olduğundan, burada termik alçak basınçlar oluşmuştur. Kutuplar civarı ise, sürekli soğuk olduğundan burada da termik yüksek basınçlar oluşmuştur. Sıcaklık ile basınç arasında ters orantı vardır.

4. Dinamik Etkenler

Hava kütlelerinin alçalarak yığılması veya yükselerek seyrekleşmesi sonucunda ortaya çıkar.

Örneğin, troposferin üst kısımlarında, Ekvator’dan kutuplara doğru esen Ters (üst) Alize rüzgârları Dünya’nın dönme hareketinin etkisiyle 30° enlemleri civarında alçalarak yüksek basınç alanlarını oluştururlar.

Bununla birlikte, Batı ve Kutup rüzgârları da 60° enlemleri civarında karşılaşınca yükselirler ve burada alçak basınç alanlarını oluştururlar.

işte, bu şekildeki hava hareketlerine bağlı olarak oluşan basınç merkezlerine de dinamik basınç merkezleri denir.

5-Yoğunluk:

Atmosferdeki su buharı ve gazların oranına atmosfer yoğunluğu denir.

Yoğunluk arttıkça basınç da artar.

ATMOSFER BASINCI, YERE YAPTIĞI BASINÇ DERECESİNE GÖRE ÜÇE AYRILIR.

Normal Basınç: 45° enlemlerinde, deniz seviyesinde, 0°C sıcaklıkta, 760 mm yüksekliğindeki cıvanın yaptığı basınca eşit olan atmosfer basıncına normal basınç denir. Bu basınç 1013 milibardır.

Yüksek Basınç (Antisiklon): 1013 milibardan daha yüksek olan basınçlara yüksek basınç denir. Yüksek basıncın görüldüğü yerlerde alçalıcı hava hareketleri vardır.

Alçak Basınç (Siklon): 1013 milibardan daha az olan basınçlara alçak basınç denir. Alçak basıncın görüldüğü yerlerde yükselici hava hareketleri vardır.

YERYÜZÜNDEKİ SÜREKLİ BASINÇ ALANLARI

1. Termik Kökenli Basınç Alanları

Ekvatoral Alçak Basınç Alanı (Tropikal Siklon) Ekvatoral bölge üzerinde bütün Dünya’yı kuşatan sürekli bir alçak basınç alanı uzanır. Bunun nedeni buraların devamlı ısınmasıdır. Bu basınç kuşağı kışın güneye, yazın da kuzeye doğru genişler.

Kutuplar Yüksek Basınç Alanı (Polar Antisiklon) Kutuplar yıl boyunca soğuk olduklarından, buralarda sürekli bir yüksek basınç alanı oluşmuştur. Bu basınç alanı kışın genişler, yazın da daralır.

2. Dinamik Kökenli Basınç Alanları

Ekvator Üstü Yüksek Basınç Alanı (Subtropikal Antisiklon) Ekvatoral bölgede, ısınarak yükselen hava kütleleri üst alizeler halinde kutuplara doğru eserken, gerek Dünya’nın ekseni etrafında dönmesinden, gerekseyerçekimi ve soğumadan dolayı 30° enlemleri civarında alçalır. Sonuçta, bu enlemlerde yüksek basınç alanı oluşur.

Kutup Altı Alçak Basınç Alanı (Subpolar Siklon) Batı ve Kutup rüzgârları, 60° enlemleri civarında karşılaştıktan sonra yükselirler. Sonuçta bu enlemlerde alçak basınç alanı oluşur.

BASINÇ ÇEŞİTLERİ

A) Yüksek Basınçlar

Yüksek basınç alanlarında;

Alçalıcı hava hareketi vardır. Alçalan hava ısınarak havanın nem açığını artırır. Bu sebeple yağış oluşmaz. Hava hareketi merkezden çevreye doğrudur. Hava genellikle açıktır. Yüksek basıncın etkili olduğu kış gecelerinde yerin ısı kaybı fazladır.Bu sebeple böyle olan kış gecelerinde ayaz olur. Termik Y.B alanı soğuk, Dinamik Y.B alanı sıcaktır.

1. Sibirya Termik Y.B: 60° enlemlerinde oluşmuştur. Türkiye’de kışın etkilidir. Etkili olduğu dönemlerde kışlar çok soğuk ve kar yağışlı geçer. Türkiye’ye Kuzeydoğudan sokulur.

2. Asor Dinamik Y.B: 30° enlemlerinden kaynağını alır. Türkiye’de bütün yıl etkilidir. En fazla yazın etkilidir. Etkili olduğu yaz mevsiminin kurak olmasının başlıca sebebidir (Alçalıcı hava hareketinden dolayı). Bu basıncın etkisiyle Ege Kıyıları boyunca kuzeyden esen Etezyen rüzgarı oluşur. Yurdumuza kuzeybatıdan sokulur.

B) Alçak Basınçlar

Alçak basınç alanlarında;

Yükselici hava hareketi vardır. Yükselen hava soğur ve yağış bırakır. Hava hareketi çevreden merkeze doğrudur. Hava genellikle kapalıdır. Bu sebeple kışın böyle gecelerde yerin ısı kaybı azdır. Hava ılık olur. Termik A.B alanı sıcak, Dinamik A.B alanı soğuktur.

1. İzlanda Dinamik A.B: 60° enleminde kaynağını alır. Türkiye’de kışın etkilidir. Etkili olduğu dönemde kışlar ılık ve yağışlı geçer. Kuzeybatıdan sokulur.

2. Basra Termik A.B: (30° Kuzey) Türkiye’de yazın ekilidir. Yurdumuza Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nden itibaren sokulur ve sıcaklığı artırır.

14 Eylül 2010 Salı

atmosferin yararları nedir, atmosferin katmanları nelerdir, atmosferin nedir

Dünya’yı gazlardan meydana gelen bir geosfer (tabaka) kuşatır. Buna atmosfer denir.





ATMOSFERİN FAYDALARI



İklim olayları meydana gelir.



Canlı yaşamı için gerekli gazları ihtiva eder.



Güneş’ten gelen zararlı ışınları tutar.



Dünya’nın aşırı ısınmasını ve soğumasını engeller.



Dünya ile birlikte dönerek sürtünmeden doğacak yanmayı engeller.



Uzaydan gelen meteorların parçalanmasına neden olur.



Güneş ışınlarının dağılmasını sağlayarak, gölgede kalan kısımların da aydınlanmasını sağlar. Bir başka ifade ile gölgelerin tam karanlık olmasını önler.



Işığı, sesi, sıcaklığı geçirir ve iletilmesini sağlar.



Hava akımları sayesinde gündüz olan kesimlerin aşırı sıcak, gece olan kesimlerin de aşırı soğuk olmasını engeller.





ATMOSFERİN KATMANLARI



Atmosferde, yerçekimi etkisiyle iç içe kürelerden meydana gelmiştir. Bunların yoğunlukları ve bileşimleri birbirinden farklıdır.



Troposfer: Atmosferin en alt tabakasıdır. Ekvator üzerindeki kalınlığı 16 - 17 km, 45° enlemlerinde 12 km, kutuplardaki kalınlığı ise 9 - 10 km dir. Bunun nedeni, Ekvator’daki hava kütlelerinin ısınarak yükselmesi, kutuplarda ise soğuyan havanın ağırlaşarak alçalmasıdır. iklim olayları troposferin 3 - 4 km lik kısmında meydana gelir. Çünkü, iklim olaylarında çok etkili olan su buharı troposferin 3 - 4 km lik kısmında bulunur. Troposfer daha çok yerden yansıyan ışınlarla ısınır.



Atmosferdeki gazların % 75'i troposfer katında bulunmaktadır.



Stratosfer: Troposferden itibaren 17 - 30 km ler arasında bulunur. Bu tabakada su buharı olmadığı için, iklim olayı görülmez. Stratosferde sıcaklık değişimi yok gibidir. Sıcaklık –45°C civarındadır. Stratosferde yerçekimi çok azaldığı için cisimler gerçek ağırlıklarını kaybederler. Üst kısımlarında ozon gazı bulunur.



Şemosfer: Stratosferden sonra 30 - 90 km ler arasında bulunur. iki kısımdan oluşur.



a. Ozonosfer: içerisinde bulundurduğu ozon gazından dolayı bu ismi almıştır. Güneş’ten gelen ve canlı yaşamı için zararlı olan ışınları (Ultraviyole ışınları gibi) tutar. Bundan dolayı canlıların koruyucu katıdır. Dünya’nın aşırı ısınıp, soğumasını önler.



b. Kemosfer: Bu katmana kemosfer denilmesinin nedeni, içerisinde bazı kimyasal olayların meydana gelmesidir. Az miktarda zararlı ışınların tutulması burada da görülür.



İyonosfer: Şemosferden sonra 90 - 300 km’ler arasında bulunur. Bu tabakadaki gazlar ultraviyole ışınlarının etkisi ile iyonlara ayrılmıştır. iyonlaşma sırasında açığa çıkan enerji ile sıcaklığı yükselmiştir. (250°C) iyonlar arasında elektron alışverişi son derece fazladır. Bundan dolayı haberleşme sinyalleri, radyo dalgaları bu tabakadan yansır.



Eksosfer: Atmosferin en üst ve en dış sınırını oluşturur. Eksosferde bazı gaz molekülleri yerçekimi etkisinden kurtularak uzaya kaçar. Bu nedenle dış sınırı kesin olarak tespit edilememekte, 10.000 km ye kadar çıktığı sanılmaktadır.

akıntılar, dalgalar, akıntıların oluşturduğu kıyı şekilleri

DALGALAR

Dalga, deniz yüzeyindeki salınım hareketleridir.

Deniz dibindeki depremlere ve volkanik faaliyetlere bağlı olarak oluşan dalgalara tsunami dalgaları denir.

Dalgaları oluşturan nedenler;

Dünya’nın dönmesi,

Rüzgârlar,

Depremler,

Denizaltı heyelanı,

Volkanizma’dır.

AKINTILAR

Deniz yüzeylerindeki suların, bulundukları yerlerden başka alanlara doğru taşınmasına akıntı denir.

Akıntıların oluşmasına neden olan faktörler şunlardır:

a. Yoğunluk farkı

Sıcaklık farkı: Yoğunluğu fazla olan soğuk sular, alttan sıcak su alanlarına doğru, yoğunluğu az olan sıcak sular, üstten soğuk su alanlarına doğru akarlar.

Tuzluluk farkı: Yoğun olan tuzlu sular, alttan tatlı su bölgelerine doğru, yoğunluğu az olan tatlı sular ise üstten tuzlu su bölgelerine doğru akarlar.

b. Seviye farkı

Beslenme kaynakları fazla olan denizlerin seviyeleri, beslenme kaynakları az olan denizlere göre fazladır. Örneğin, İstanbul ve Çanakkale boğazındaki akıntılar gibi.

c. Sürekli rüzgârlar: Okyanus ve denizlerdeki akıntıların en önemli nedeni, sürekli rüzgârlardır. Rüzgârların süresi ve şiddeti, akıntıların etkili olma süresi ve alanını etkiler.

d. Gel - git olayı: Deniz ve okyanuslardaki akıntıların oluşum sebeplerinden birisi de, gel - git olayıdır. Gel - git’in etkili olduğu kıyılarda şiddetli akıntılar, buna bağlı olarak aşınım ve birikim şekilleri oluşur.

DALGA VE AKINTILARIN OLUŞTURDUĞU KIYI ŞEKİLLERİ

Falezler (Yalıyarlar): Yüksek kıyılarda dalgaların etkisiyle kıyıların alt kısımları aşındırılır ve bazı oyuklar oluşur. Bu oyuklar büyüdüğü zaman tavanları çöker ve denize dik kıyılar meydana gelir. Bu dik kıyılara falez ya da yalıyar adı verilir

Ülkemizde, falezler en çok Karadeniz kıyılarında oluşmuştur. Çünkü, en dik kayılarımız Karadeniz kıyılarıdır. Hopa - Sarp kıyıları ile Cide - İnebolu kıyıları arasında ve Şile çevresinde falezli kıyıların en tipik örnekleri görülür. Akdeniz’de Teke ve Taşeli kıyılarında da falezler oluşmuştur.

Kıyı Kumsalları (Plajlar): Dalga ve akıntıların etkileriyle kıyıdan koparılan malzemeler, bir müddet sonra sürtünme sonucu iyice ufalanır, incelir. Dalgalar bu küçülen malzemeleri alçak kıyılarda biriktirirler. Sonuçta kıyı kumsalları yani plajlar oluşmuş olur.

Kıyı Okları ve Kordonları: Dalgalar ve kıyı akıntıları, taşıdıkları materyalleri özellikle koyların kenarında biriktirirler. Sonuçta kıyılarda çıkıntılar oluşur.

Bunlara kıyı oku denir. Kıyı okları zamanla daha da genişler ve uzar. Bunlara da kıyı kordonu adı verilir.

Kıyı okları ve kordonları, en belirgin olarak Çukurova, Göksu, Çarşamba ve Bafra deltalarında oluşmuştur.

Lâgünler: Koyların önünde oluşan kıyı kordonları zamanla koyun önünü tamamen kapatır ve denizle olan bağlantısını keserek deniz kenarında bir göl oluşumuna sebebiyet verir. Böyle oluşan göllere lâgün ya da deniz kulağı denir.

Türkiye’deki bütün delta ovalarında küçük lagünler oluşmuştur. Ayrıca, Büyük ve Küçük Çekmece Gölleri ile Durusu Gölü birer lagündür.

Tombololar: Kıyı yakınındaki bir adanın bir kordonla kıyıya bağlanması sonucu oluşan yarım adalara tombolo denir. Türkiye’de Güney Marmara kıyılarındaki Kapıdağ Yarımadası tomboloya örnek olarak verilebilir.

BAŞLICA KIYI TİPLERİ

a. Fiyort Kıyılar: Buzul vadilerinin sular altında kalması sonucu oluşan kıyılardır. Bu kıyı tipine ait en güzel örnek, İskandinav Yarımadası’nın Atlas Okyanusu kıyılarıdır. Dünya’nın en büyük fiyordu Norveç’teki Soğne fiyordudur.

b. Skyer Kıyılar: Buzulların aşındırdığı tepeciklerle veya buzulların biriktirdiği moren yığınlarıyla şekillenmiş kıyılar sular altında kalınca yüzlerce adacık ortaya çıkar. Bu tür kıyılara skyer kıyılar denir. Baltık Denizi’nin kuzeydoğusunda bu tür kıyılar görülür.

c. Ria tipi kıyılar: Plâtoları yaran derin vadilerin sular altında kalmasıyla oluşan kıyılardır. Dünya’da en güzel örnekleri, Güneybatı İrlanda ve Kuzeybatı İspanya’da görülür. Ülkemizde’de Güneybatı Ege kıyıları, İstanbul ve Çanakkale boğazları ile Haliç, ria tipi kıyılara örnek olarak verilebilir.

d. Liman tipi kıyılar: Alçak kıyılardaki geniş vadilerin sular altında kalması ve bunların önünün kıyı setleriyle kapatılması sonucunda oluşmuştur.

Dünya’daki en iyi örnekleri, Ukrayna’nın Karadeniz kıyılarında görülür. Ülkemizde de örnek olarak Büyük ve Küçük Çekmece kıyıları gösterilebilir.

e. Dalmaçya tipi kıyılar: Deniz sularının, kıyıya paralel uzanan dağlar arasındaki çukurluklara dolmasıyla oluşan kıyılardır. Dünya’daki en iyi örneği Adriya Denizi kıyılarında görülür. Ülkemizde de Kaş (Antalya) çevresinde bu tür kıyılara rastlanır.

f. Haliç (Estuar) tipi kıyılar: Gel - git olayı sonucunda akarsu ağızlarının aşındırılmasıyla oluşan ve huniye benzeyen kıyılardır. Dünya’nın en büyük halici Hamburg halicidir. Bunun yanında Londra, Elbe, Wesser, Thames, Evoş, Bordeaux ve Weischel haliçleri de Dünya’nın önemli haliçlerindendir. Bu haliçlerin hepsi, aynı zamanda gelişmiş birer limandır.

g. Boyuna kıyılar: Dağların denize paralel uzandığı yerlerde boyuna kıyılar görülür. Bu kıyılarda girinti ve çıkıntı son derece azdır. Karadeniz ve Akdeniz kıyıları bu tiptendir.

h. Enine kıyılar: Dağların denize dik uzandığı yerlerde enine kıyılar görülür. Bu kıyılarda girinti - çıkıntı son derece fazladır. Ege kıyıları bu tiptendir.

türkiyenin akarsuları

Türkiye’deki Akarsuların Genel Özellikleri:

1-Akarsularımızın debisi yüksek değildir.

2-Akarsularımızın akış hızı yüksektir.

3-Akarsularımızın rejimi düzensizdir.

4-Bazı akarsularımız kaynağını dışarıdan alır. Asi, Meriç gibi.Bazı akarsularımız da Türkiye’de doğar,dışarıda denize dökülür.

Fırat, Dicle,Aras, Kura, Çoruh

5-Akarsularımızdan şu şekilde yararlanılır.

-İçme-Sulama-Turizm-Balıkçılık-Enerji üretimi

6-Türkiye’nin yeryüzü şekilleri çeşitli olduğundan akarsu havzalarımız da farklı özellikler gösterir.

BAŞLICA AKARSULARIMIZ

1 Karadeniz’e dökülenler

Çoruh: Üç ana koldan doğar. Çoruh, Oltu, Tortum çayları. Bunlar Yusufeli’nde birleşerek Gürcistan’dan denize dökülür. Vadi derin olduğu için Rafting sporları yapılır.

Harşit: Trabzon ve Gümüşhane dağlarından doğar.

Yeşilırmak: üç ana koldan doğar. Kelkit; Erzincan dağlarından doğar. Erbaa,Niksar ovasına gelir, Burada Sivas’tan diğer Yeşilırmak ile birleşir. Çarşamba’dan Denize dökülür.

Kızılırmak: İç ve Doğu Anadolu’dan kaynağını alır. En uzun kolu Sivas’tan doğar. İç Anadolu’da iç bükey bir yay çizer. Devrez Çayı ve Gökırmak ile birleşir. Daha sonra Bafra’dan denize dökülür.

Bartın çayı: Küre dağlarından doğar. Taşımacılık yapılır.

Yenice: Üç ana koldan oluşur. Aras suyu ve Ulusu ile Bolu’dan geçer Büyüksu ile birleşir. Devrek’ten denize dökülür.

Sakarya: Porsck Çayı ile Kısmir Çayı birleşerek Sakarya’yı oluşturur. Daha sonra Pamuk ovada Göksu ile birleşir ve Adapazarı’na ulaşır.

2. Marmara Denize Dökülenler :

Susurluk: İç Batı Anadolu’da Şaphane Dağlarında doğar. Nilüfer çayıyla birleşerek Marmara’ya dökülür. Ayrıca : Gönen ve Karabaş çayları vardır.

3. Ege Denizine Dökülenler:

Meriç: Türkiye-Yunanistan sınırını oluşturur. Bulgaristan’da Rodop dağlarından doğar.Ege denizine dökülür.

Bakırçay: aynı adı taşıyan graben boyunca akar.

Gediz: Kütahya’daki Murat dağından doğar. İzmir körfezinin kuzeybatısından dökülür. Alaşehir ve Kumçayı ile birleşir.

K.Menderes: Bozdağlardan doğar. Kuşadası körfezinden denize dökülür.

B.Menderes: Kaynağını İçbatı Anadolu dağlarından alır .

Akdenize dökülenler:

Aksu: Eğridir Gölü ve Davras dağlarından kaynağını alır, Antalya’dan denize dökülür.

Manavgat: Karstik kaynaklarla beslenir. Kanyon vadileri içerisinde akar. Manavgat’tan denize dökülür.

Göksu: Taşeli platosundan iki kol halinde doğar. Kanyon vadilerden akar. Ermenek çayı ile birleşerek Akdeniz’e dökülür.

Seyhan: Aladağ ve Bolkar dağlarından doğar. Çakıtçayı ve Tahtalı dağlarından doğan Göksu ile birleşir.

Ceyhan: Elbistan havzasını çevreleyen dağlardan kaynağını alan Ceyhan, Maraş’taki Aksu çayı ile birleşir. Çukurova’ya ulaşır ve İskenderun körfezinden denize dökülür.

4. Basra körfezine dökülenler:

Fırat:Erzurum dağlarından doğar, Karasu ile Karasu ve Aras Dağlarından doğan Murat kollarından oluşur.bu iki kol Keban barajına dökülür ve Barajdan çıktıktan sonra Fırat adını alır. Daha sonra Suriye ve Irak’tan geçerek Dicle ile birleşir. Şat-ül Arap adı altında dökülür.

Dicle: Bitlis Dağlarının güney yamaçlarından doğar. Türkiye-Suriye sınırını oluşturur ve Irak topraklarına girer. Fırat’la birleşir ve Basra Körfezine dökülür. En önemli kolu Yüksekova’dan kaynağını alan Zapsuyu’dur.

5. Hazar Denizine Dökülenler:

Kura: Yalnızçam ve Allahûekber dağlarından doğar. Ardahan’ı geçtikten sonra Gürcistan’a girer, Aras ile birleşerek Hazar’a dökülür.

Aras: Palandöken ve Kargapazarı dağlarından doğar. Iğdır ovasında, Çıldır Gölünden kaynağını alan Arpaçay ile birleşir ve ülkemizi terk ederek Kura ile birleşir.

AKARSU HAVZALARIMIZ

a) İç Anadolu Kapalı Havzaları:

1-Afyon, Akarcay havzası: Güneyde sultan dağları, Kuzeyde Emir dağları, kütlesi arasında çökme sonucu oluşmuş içinde Karamuk, Akşehir ve Eber göllerinin bulunduğu havzadır. Eber gölünün suları Akşehir’e dökülür. Akşehir’in suyu tuzlu, Eber’in suyu tatlıdır. Karamuk gölünün suları, bir düden vasıtasıyla Eğirdir gölüne dökülür.

2-Konya kapalı Havzası: Güneyde Toros dağları, kuzeyde Obruk platosu ile çevrilidir. Bu havzada Beyşehir gölünden gelen Çarşamba suyu dökülür. Bu havzaya dökülen akarsular, tuzlu bataklıkları besler.

3-Tuzgölü havzası: Tuzgölü çevresi, çökme sunucu oluşmuştur. Havzanın çevresindeki yüksek sahalardan gelen kısa boylu akarsular. Tuz gölüne dökülür.

b) Göller Yöresi Kapalı Havzaları:

1-Burdur gölü havzası: Çevreden gelen bir çok geçici akarsu ile, Tefenni ovasından gelen Eren çayı dökülür.

2-Acıgöl Havzası:Doğudaki Söğüt dağlarından kaynağını alan geçici akarsular dökülür.

Not: Göller yöresinde ayrıca Salda, Yarışlı, Burak ve Kestel gölleri kapalı havza özelliği taşır.

c) Van kapalı havzası:

Van gölünün güneyinde Bitlis, kuzeyinde ise volkanik dağlar uzanır. Van gölü, Nemrut dağından çıkan lavlar sonucu oluşmuştur. Van gölünün suyu sodalıdır.

AKARSULARIMIZIN REJİMLERİ VE DEBİLERİ

Akarsu rejimi: Akarsuyun debisinin yıl içersinde gösterdiği alçalma yükselme halindeki seviye değişikliğidir.

Akarsuyun debisi: Akarsuyun her hangi bir yerindeki enine kesitinden 1sn’yede gecen su miktarına debi denir.

Rejime etki eden faktörler

1) Yağış rejimi

2) Yağış biçimi

3) Akarsu kaynağı

4) Sıcaklık ve buharlaşma

5) Havzanın genişliği

6) Arazinin şekli ve eğimi

Debiye etki eden faktörler:

1) İklim (yağış sıcaklığı)

2) Bitki örtüsü

3) Havzadaki büyük kaynaklar ve yer altı suları

4) Yatağın geçirimliliği

5) Dağlardaki kar kalınlığı

6) Göller

7) İnsan

AKARSU REJİM TİPLERİ

a) Yağmur Suları İle Beslenen Akarsular: Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerde, akarsularda yazın seviye düşmesi, kışında seviye yükselmesi görülür. Karstik kaynaklarla beslenen akarsularda, seviye düşmesi fazla olmaz. Akdeniz akarsu rejimi, barajın olmadığı akarsu veya kolunda görülür. Örnek: Baraj olan Seyhan-Ceyhan-Gediz-Manavgat gibi akarsular doğal özelliğini kaybetmiştir.

b) Kar ve Buz Suları İle Beslenenler: Bu rejim, yağışın büyük bölümünün kar şeklinde düştüğü yüksek dağlardan kaynağını alan akarsularda görülür. Örnek: D. Karadeniz ve D. Anadolu akarsuları. Bu tip akarsularda, akım seviyesi Mart- Ağustos arasında yükselir, kışın düşer.

c) Kaynak sularıyla beslenenler: Örnek: Manavgat ve Köprücay’dır.

d) Gölden çıkan akarsular:

1-Beyşehir gölünden çıkan ve Konya arazisini sulayan Çarşamba suyu

2-Eğirdir gölünden çıkan Kovada çayı.

3-Manyas gölüne ulaşıp, tekrar gölden çıkan Koçaçay

4-Ulubat gölünü ulaşıp tekrar gölden çıkan Kemalpaşa- Orhaneli

5-Erzurum ovasının doğu ve güneyindeki bataklık ve göllerden çıkan Karasu

6-Çıldır gölünden çıkan Arpaçay

e) Karma rejimli akarsular: Ülkemizdeki büyük akarsulardan Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Fırat ve Dicle önemli karma rejimli akarsulardandır.bu tür akarsular, farklı iklim bölgelerinden beslenir.